Bu yazıda küresel piyasaların dikkatle izlediği İsrail-İran gerilimi ve bu tür jeopolitik olayların borsalar üzerindeki potansiyel etkilerini derinlemesine inceleyeceğiz. Ancak bu kez odağımızda sadece ekonomik veriler ve piyasa analizleri değil, yatırım kararlarımızı derinden etkileyen insan psikolojisi, yani davranışsal finans olacak. Finansal özgürlüğe ulaşmak uzun ve inişli çıkışlı bir yolculuktur. Bu yolculukta karşımıza ekonomik krizler, siyasi belirsizlikler ve beklenmedik jeopolitik olaylar çıkabilir. İşte tam da bu anlarda rasyonel düşünme yeteneğimizi kaybetme ve duygusal tepkiler verme olasılığımız artar. Davranışsal finans prensiplerini anlamak ve uygulamak bu tür durumlarda soğukkanlılığımızı korumamıza ve daha bilinçli yatırım kararları almamıza yardımcı olabilir.

Bu aralar piyasaların nabzı yine hızla atıyor. Özellikle son dönemde İsrail ile İran arasındaki gerilim piyasalarda ciddi bir belirsizlik yaratmış durumda. BİST100 endeksi 9-13 Haziran haftasına alıcılı başlarken, gerginliğin tırmanmasıyla birlikte haftayı dolar bazlı %2,04 kayıpla tamamladı. Petrol fiyatları %11, altın fiyatları %3,75 yükseldi. Cuma günü bir ara endeksteki kayıplar %4’ü geçti ve ben de para piyasası fonlarındaki tüm pozisyonlarımı kapatarak hepsini BİST100’e aktardım.
Bu hamlemden sonra Twitter’da bununla ilgili bir paylaşım yaptım. Böylesine stresli bir günde alım yapmam, özellikle acemi yatırımcıların oldukça garipsediği bir davranış oldu ve tweet fazlasıyla etkileşim aldı. Bu durum, bana piyasa psikolojisinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi ve bu yazıyı kaleme almam için ilham verdi.
Bu tarz jeopolitik olaylar karşısında hepimiz doğal olarak endişeleniyor, portföyümüzün geleceği hakkında tereddütler yaşıyoruz. İşte tam da bu noktada davranışsal finansın bize ne kadar yol gösterici olabileceğini hatırlatmak istiyorum. Finansal özgürlüğe giden yol sadece doğru hisse senedi seçmekten ya da piyasa trendlerini takip etmekten geçmiyor. Aynı zamanda kendi psikolojimizi yönetmekten ve kolektif yatırımcı davranışlarının tuzaklarına düşmemekten geçiyor. Özellikle borsa yatırımında analiz yapabilmek, verileri takip etmek ve bunları yorumlayabilmek oldukça önemli ancak bana göre psikolojisi sağlam olmayan bir yatırımcının başarılı olması pek mümkün değil.
Peki, İsrail-İran gerilimi gibi durumlarda neden paniklemememiz gerekiyor ve davranışsal finans bize ne öğütlüyor?
- Kayıp Korkusu (Loss Aversion): “Sat Kurtul” Refleksi
Borsalardaki ani düşüşler yatırımcılar arasında güçlü bir kayıp korkusu yaratır. Davranışsal finans araştırmaları insanların kayıplardan duyduğu acının, aynı büyüklükteki kazançtan duyduğu mutluluktan yaklaşık iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu durum düşüş anlarında “daha fazla kaybetmemek” adına panik satışlarına yol açabilir. Ancak bu tarz panik anlarında yapılan satışlar genellikle en büyük zararları getirir.

- Sürü Psikolojisi (Herd Behavior): Herkes Satıyorsa Ben de Satmalıyım)
Belirsizlik dönemlerinde bireyler kendi analizlerine güvenmek yerine çoğunluğun ne yaptığına bakma eğilimindedirler. Eğer piyasada genel bir satış dalgası varsa “demek ki bir bildikleri var” düşüncesiyle rasyonel bir değerlendirme yapmadan satış yapma eğilimi (sürü psikolojisi) ortaya çıkabilir. Bu durum aslında temelinde sağlam olan şirketlerin hisselerinin de gereksiz yere değer kaybetmesine neden olabilir.

- Aşırı Tepki ve Kısa Vadeli Odaklanma: Haberlerin Gölgesinde Kalmak
Haber akışı çok hızlı. Her yeni gelişme piyasada anlık bir dalgalanma yaratıyor. Televizyon kanallarında, sosyal medyada sürekli bu gerilimin olası etkileri tartışılıyor. Bu durum bizi aşırı tepki vermeye ve kısa vadeli düşünmeye itebilir. Oysa tarih bize gösteriyor ki jeopolitik olaylar genellikle kısa süreli dalgalanmalar yaratır ve uzun vadede piyasalar kendi gerçek değerlerine geri döner. Savaşlar, salgınlar, siyasi krizler… Bu yüzden resmin bütününü görmek ve uzun vadeli perspektifi korumak çok önemli.

- Doğrulama Yanlılığı (Confirmation Bias): Sadece Duymak İstediğimizi Duymak
Gerilim dönemlerinde mevcut endişelerimizi haklı çıkaracak haberleri veya yorumları daha çok arama eğiliminde oluruz. Buna doğrulama yanlılığı(confirmation bias) denir. Eğer piyasaların düşeceğine inanıyorsak sadece bu tezi destekleyen uzman görüşlerini veya haberleri dikkate alırız. Bu da objektif bir değerlendirme yapmamızı engeller. Farklı görüşleri dinlemek, analitik verileri incelemek ve kendi analizimizi yapmak bu yanlılığı aşmanın en iyi yollarıdır.

Peki bu durumda bir yatırımcı olarak ne yapmalıyız?
- Duygularınızı Yönetin: Önce derin bir nefes alın. Panik anında karar vermekten kaçının. Unutmayın, piyasalar her zaman dalgalanır ve bu doğal bir süreçtir.
- Uzun Vadeli Bakış Açınızı Koruyun: Yatırım kararlarınızı kısa vadeli piyasa dalgalanmalarına göre değil, uzun vadeli hedeflerinize ve temel analizlere dayandırın. Jeopolitik olaylar genellikle kısa süreli etkilere sahiptir ve uzun vadede piyasalar genellikle toparlanır..
- Portföyünüzü Çeşitlendirin: Her zaman söylediğim gibi yumurtaları aynı sepete koymayın! Farklı sektörlere(ulaşım, perakende, enerji, bankacılık, sanayi, otomotiv vs.), coğrafyalara(Türkiye, ABD, Avrupa piyasaları) ve varlık sınıflarına(hisse senedi, para piyasası fonları, eurobond, gayrimenkul vb.) yatırım yaparak riskinizi dağıtın. Böylece bir bölgedeki veya sektördeki olumsuz bir gelişme tüm portföyünüzü derinden etkilemez.
- Araştırmaya ve Bilgiye Önem Verin: Kararlarınızı spekülasyonlara veya söylentilere göre değil, sağlam verilere ve analize dayandırın. Farklı kaynaklardan bilgi edinin ve kendi araştırmanızı yapın. Sosyal medyadaki her bilgiye hemen inanmayın!
- Disiplinli Bir Yatırım Planı Oluşturun ve Buna Sadık Kalın: Önceden belirlediğiniz bir yatırım stratejiniz varsa bu tarz dönemlerde ona sadık kalın. Düzenli eklemeler yapmak gibi stratejiler piyasadaki dalgalanmaları lehinize çevirmenizi sağlayabilir. Düşüşler, aslında uzun vadeli alım fırsatları sunabilir.
Sonuç
İsrail-İran gerilimi gibi jeopolitik olaylar piyasalarda belirsizlik ve volatilite yaratabilir. Ancak davranışsal finans prensiplerini anlayarak ve duygusal tepkilerimizi yönetmeyi öğrenerek bu tür dönemlerde daha soğukkanlı ve rasyonel kararlar alabiliriz.
Unutmayın, finansal özgürlüğe giden yolculukta sadece piyasaları takip etmek değil, kendi psikolojimizi de yönetmek başarının anahtarlarından biridir.
Sağlıklı ve rasyonel kararlar almanız dileğiyle!

Hocam yazı gerçekten çok doyurucu. Elinize sağlık. Ayrıca twitinizin altında o kadar salakça yorumlar varki okurken çıldırdım. İnsanlar hep panik yapıyor.
Teşekkürler. Bu işin doğası bu maalesef. Yıllardır hep böyle 🙂